Tercih senin..

 

Çöldeki yalnız bir ağaç,
cahiller arasındaki bilge,bir adamla aynı kaderi paylaşır.

Ne, çölde olmak ağacı değersizleştirir,ne de cahiller arasında bir bilgeyi.

Bilakis,tek olan her koşulda şüphesiz ki çok değerlidir.

Bilge insanların düşünceleri merdiven gibidir,

seni üst katlara çıkarırlar;

bazıları kanat gibidir,seni göklere çıkarırlar.

Ve bazıları da ışığın kendisi gibidir,

seni doğruca yıldızlara ve ötesine götürürler!

Kiminle dostluk ettiğine dikkat et !

Metin Altıok

Ormanların Gümbürtüsünden,
Bir yüzük yaptım sana güvercin teleğinden,
Bir yüzük bükerek hoşçakal sözcüğünden.
Bir yüzük yaptım belli belirsiz,
Eski bir gramafon sesinden.
Bir yüzük serçe parmağın için,
Bulutsuz bir gecede kayan yıldız izinden.
Bir yüzük yaptım terli bir yüzük,
Avucumdan geçen ince hayat çizgisinden.
Yanmasını bilen bakır bir yüzük,
Evime akım taşıyan elektrik telinden.
Bir yüzük yaptım, bir yüzük ki;
Yıllardır dinmeyen ormanların gümbürtüsünden.
Metin Altıok

Murathan Mungan

Üstad,Ünal Vanii’ye saygıyla…

Yazın bittiği her yerde söylenir,
söylenmeyen şeyler kalır geriye,
ve sonra hiç bir şey olmamış gibi,
ağır, usul bir hazırlık başlar,
uykuya benzer yeni bir mevsime…
Orda, burda, ev içlerinde,
kır kahvelerinde, deniz kenarlarında,
incelen yazın akşam esintilerinde,
zaman usulca sıyrılır aramızdan,
ta içimizde duyarız gelecek günlerin geçmişini,
başka ne gelir elimizden,
büyük bir uzaklığa gülümseyerek geçiştiririz
ıskaladığımız şeyleri…
Yatıştırıcı rüzgarlar dışavurur,
içimizdeki lodosu,poyrazı,günbatımlarını,
saklar bizi…
gözlerimizdeki hüzne dinginlik adını verir “seni iyi gördüm” diyenler,
biz de iyi hissederiz kendimizi,
elimizden başka ne gelir ki..
Murathan Mungan

İnsanlar vardır..

 

İnsanlar vardır;
Gelip geçerler hayatlarımızdan.
Kimi hiçbir iz bırakmaz ardından,
Kimi hafifçe okşar ruhumuzu,
Kimi de acı ve hüzün bırakır ardından.
İnsanlar vardır;
Usulca sokulurlar içimize,
Sonsuzcasına orada kalsın isteriz.
Bazıları serap gibidir,
Yokluğunda hayalleridir gerçeğimiz..
İnsanlar vardır;
Su gibi aziz, su gibi duru,
Konuştukça su olur akarlar kalbimize,
Kan gibi, Can gibi, Canan gibi..
İnsanlar vardır;
Işığı sönmüş yıldızlar gibi çaresizdirler.
Açtın mı kollarını,
Kalbine doldururlar ışığı..
İnsanlar vardır,
Soğuk duvarlar misali,
Gülümsemenin sıcaklığını bilmezler,
Bilseler de sevmezler..
İnsanlar vardır,
Gelip geçerler hayatlarımızdan.
Kimi depremlerle gider,
Kimi fırtınalarla.
Ben kalanlardan yanayım.
Gitmeyenlerin sadakatini ve sabrını severim,
Sarılıp bırakmayanların sıcaklığını.

 

Ego..

Kişinin egosu öyle birşeydir ki,hem karşı tarafın egolu olmasını sevmez,hem de kendinde var olan egoyu,ego olarak görmez.
O,çok iyi bir mühendis,çok iyi bir hakim,çok iyi bir gazeteci veya akademisyendir.

Çevresine,yaşamın her anında,her evresinde böyle davranır,hatta ailesine ve çok yakın çevresine bile.
Herşeye hakim olmak ve tek olmak duygusu hakimdir…Ve ister ki,kendi görüşleri ve kuralları çerçevesinde gelişsin herşey.
Gerçek ego,işte böyle hep ”ben merkezli bir ego”dur.Oysa,otoriter bir egosu olanın,köle bir ruhu vardır.

Shakespeare ne güzel söylemiş,egosuyla yaşamını sürdürenler için;
”Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan, Güneş kucağındadır, bilemezsin.
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür, Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın.
Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın.Sevgi bir adım ötene kadar gelmiştir,göremezsin.
Sonra herşey Uçar gider, koşsan da tutamazsın.”
Bu egoyla;
”Sizi anlayan,olduğunuz gibi kabul eden biriyle karşılaşmak için bir ömür boyu beklersin,sonunda o birisinin başından beri,kendiniz olduğunu geç de olsa anlarsınız.
Ve yaşam kayıp gitmiştir artık elinizden”…diyor,Üstün Dökmen hoca…

Yaşamı değerli ve anlamlı kılan farkındalık anlarıdır.!

Sevgiyle yoğrulmuş bir yüreğe her şey konuşur: bir bakış, bir ifade, bir duygu, bir yara,bir yokluk, bir sessizlik, hem de anbean…

Alemle ve insanla hemahenk olabildiğimiz anlar,yaşamı değerli ve anlamlı kılan farkındalık anlarıdır.
Bir çocuğun yüzündeki gülümsemeyi ve o sevinci, bir dostun yüreğindeki hüznü ve o duyguyu, bir ağacın tomurcuklandığı zamanı,ve o coşkuyu fark edebilmek,bir yürek işi.
Orada olabildiğimiz kadar,buradayız da. Başka gönülllere misafir olabildiğimiz kadar, kendi ruhumuzda evimizdeyizdir de.K.Sayar

Her şeyin sonrasını düşünürsen,en sonrası günün birinde son nefestir./Sait Faik

Sizi bir şiirle, bir şarkıyla, bir güzellikle tanıştıracak insanlar olsun
hayatınızda. Tekerrürden ibaret vasatlıklarla hayatınızı bulandıran
insanlar değil..Kendi düşlerini anlat, ötekinin düşlerini dinle:
Başka nasıl kurulur ki, yeni bir dünya?

Biraz vicdan, biraz bahar,
Biraz yağmur, biraz hayâl,
Bir kaç kitap, çokça umut.
Herkese iyi gelir unutma.

Sonra? ya sonra?
”Her şeyin sonrasını düşünürsen en sonrası günün birinde son nefestir…’diyor Sait Faik,
Sonradan önce bugün var,
Bugüne uyanmak lazım önce,
Tebessümle başlamak yeni bir güne,
Yaşatmak lazım içimizde umudu,
Yüreğimizde sevgiyi,
Maviliklerinde gökyüzünün,
Uçurmak lazım beyaz kanatlı güvercinler,
sonra,
Sonra,

Çevirmek gökyüzüne yüzünü,
Boyanmak yedi rengine gökkuşağının,
Ve akmak hayata,tüm yenilmişliklere inat,
Ve uymak,şairin o eşsiz davetine,
Haydi;
”Dünyanın bütün böyle sabahları için iki bilet al da birlikte gidelim…”